Paylaş Bizimle

Hoşgeldiniz..


Lütfen Forumdan Daha Fazla Yararlana Bilmek İçin Arrow Kayıt Olunuz


Eğer Üye İseniz Giriş Yapınız Gösterdiğiniz İlgi İçin Teşekkür Ederiz..


Paylaş Bizimle..!!
Paylaş Bizimle

####..::HOŞ GELDİNİZ::..####


    Vatan Yahut Silistre Kitap Özeti (Namık Kemal)

    Paylaş
    avatar
    VodkaVishine
    ѕιтє кυяυ¢υѕu
    ѕιтє кυяυ¢υѕu

    Aktiflik :
    450 / 999450 / 999

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 231
    Yaş : 23
    Nereden : 'im acaba
    Lakap : Ölü
    : :
    PUAN :
    75 / 10075 / 100

    MSJ PUAN :
    100 / 100100 / 100

    Seviye :
    15 / 10015 / 100

    Bağlılık :
    100 / 100100 / 100

    Takımım :
    REP GÜCÜ : 133
    Rep Puanı : 2
    Kayıt tarihi : 21/04/08

    Cüzdan
    Para Para:
    900/3000  (900/3000)
    Altın Altın:
    800/3000  (800/3000)

    paylas bizimle Vatan Yahut Silistre Kitap Özeti (Namık Kemal)

    Mesaj tarafından VodkaVishine Bir Cuma Eyl. 18, 2009 12:06 pm

    Kitabın Adı : Vatan Yahut Silistre
    Yazarı : Namık Kemal
    Kitabın Özeti
    KONUSU: Siliistre bugünkü Bulgaristan’da Tuna ırmağının kıyısında, bir
    kenttir. 1388 yılında Türkler tarafından fethedilen Silistre, 1853-1856
    Kırım Savaşı sırasında çok kalabalık bir Rus ordusu tarafından
    kuşatılmış, Musa Hulusi Paşa kumandanlığındaki Türk kuvvetleri kırk gün
    boyunca, kaleyi kahramanca savu­nurlar.

    Kitapta, asıl verilmek istenen Vatan Sevgisi’dir. Bunun ya­nında,
    Silistre Kalesİ’ne yardıma koşan gönüllüler ve bunlardan İslam Bey ile
    Zekiye’nİn aşkı da anlatılmaktadır.
    Kısa Özeti
    İslam Bey, gönüllü olarak orduya gideceğinden dolayı uzaktan
    sevmekte olduğu Zekiye ile vedalaşmak üzere onun odasına girer.
    Zekiye’ye, kendisi hakkında beslediği sevgiyi anlatır. Kız da ona karşı
    kayıtsız olmadığı gibi, onun arkasından o da erkek elbisesi giyerek
    gönüllüler takımına karışır, Silistre’ye kadar gider. Silistre’de
    kuşatma altında kalırlar. Bu arada İslam Bey yaralanır, ona, Âdem
    ismini almış olan Zekiye bakar. Yaralı olduğu halde İslam, yanında
    Abdullah Çavuş ve Zekiye ile düşman cephanesini ateşlemek üzere
    giderler. Dönüşlerinde düşman kuşatmayı kaldırıp çekilmiş vaziyette
    bulurlar. Kumandan Sıtkı Bey de. Zekiye’nin vaktiyle bir namus
    meselesinde itaatsizlik ettiği için keçe külah edilmiş olduğundan asıl
    adı olan Ahmet’i değiştirip Sıtkı’yı kullanarak yeniden askerlikte
    rütbesi kazanmış olan babası çıkar. İslam ile Zekiye’nin düğünleri
    kazanılan savaşın mutluluğuyla birlikte yapılır.
    GENİŞ ÖZETİ:
    Birinci Perde:
    Zekiye, odasında uzanmış kendi kendine İslam Bey’e olan aşkını
    anlatmaktadır. İslam Bey ise, bu sırada, veda etmek için Zekiye’nİn
    penceresi etrafında dolanmaktadır. Sesi duyunca, kendisini gösterir.
    Zekiye utanmıştır.
    İslam Bey, Silistre’ye yardıma giden gönüllülerden olmaya kararlıdır.
    Bunu Zekiye’ye söyleyince, sevgisi çok büyük olan Zekiye’nİn, haliyle
    üzüntüsü de büyük olmuştur. Bu yüzden İs­lam Bey’i bu kararından
    vazgeçirmeye çalışır. İslam Bey ise ataları arasında tam kırk iki şehit
    bulunduğunu, bu kadar şehidi olan bir ailenin ferdine kaçmanın
    yakışmayacağını belirtir.
    Zekiye ise kardeşini şehit vermiş, yıllar önce cepheye giten babasından
    ise yıllardır bir haber alamamıştır.. Şimdi de hayatta tek sevdiği
    İnsandan ayrılmak, ona kat be kat zor gelmektedir. Yine de, onu sevgi
    ile uğurlar. İslam Bey, “Yaşasın vatan !” diyerek Zekiye’nİn yanından
    ayrılır.
    İslam Bey, Zekiye’nİn yanından çıktıktan sonra, dışarıda kendisini
    bekleyen gönüllülerin yanına gelir ve “Beni seven peşim­den gelsin”
    diyerek yola düşer.
    Biraz sonra Zekiye de erkek kılığına girer ve İslam Bey’in git­tiği yoldan takip eder.
    İkinci Perde:
    Gönüllüler, Silistre Kalesi’ndedirler. Zekiye de içlerindedir.
    Miralay Sıtkı Bey, ölüm ve kalım günlerinin sayılı olduğunu, isteyenin
    gidebileceğini söyleyince, gönüllülerden birisi “madem gidecektik de
    buraya neden geldik” diyerek bütün arkadaşları adına kararlılıklarını
    vurgular. Zekiye’yı çocuk diye göndermek isterler­se de, ısrarlı turumu
    sayesinde vazgeçerler…
    Çatışma bütün şiddetiyle başlar. İslam Bey yaralanmıştır. Zekiye onu
    tanıdığı için hemen yanına koşar, İslam Bey Zeki­ye’nİn kollarında
    bayılır.
    Zekiye, tedavisi için yanında revire gider,
    Miralay Rüstem Bey ile Sıdkı Bey ise gelmişten geçmişten derin bir sohbete dalarlar.
    Üçüncü Perde:
    İslam Bey, hasta yatağında devamlı sayıklamakta, Zekiye ümit ve
    endişe ile başında beklemektedir. Günler sonra gözlerini açtığında
    Zekiye’yi görünce, şaşırır. Zekiye kendisini saklamaya Çalışsa da fazla
    direnemez ve iki sevgili konuşmaya başlarlar.
    Düşman ise hedefine adım adım yaklaşmaktadır. Kaleyi ele \ geçirmesi an
    meselesidir. Tek çare olarak, kaleden çıkıp düşman cephaneliğini
    ateşlemek gözükmektedir. Bu iş için İslam Bey yara­lı hali ile Öne
    çıkar. İkinci öne çıkan kişi ise Zekiye’dir. Yanlarına bir de Abdullah
    Çavuş’u katarlar. Sıdkı Bey Zekiye’ye çok dikkatli bakar ve “Oğlum
    mezarda yatıyor” der. Zekiye’yi oğluna çok benzetmiştir.
    Dördüncü Perde:
    Aradan günler geçmiş, düşman toparlanmaya başlamıştır. Sıdkı Bey,
    çocukları düşman içine gönderdiğine bin kere pişman olmuş vaziyette
    dolanıp durmaktadır. Nihayet, Abdullah Çavuş görünür ve olanları
    anlatır. Anlattıklarından, İslam Bey’in büyük bir kahramanlık ve
    fedakârlık örneği göstererek düşmana büyük kayıp verdiği
    anlaşılmaktadır. Bu konuşma sürerken, İslam Bey, kelinde kırık kılıcı
    ile çıkagelir, tabii Zekiye de arkasından.
    Sıdkı Bey coşku ile İslam Bey’i “evladım” diyerek kucaklayıp
    alnından öper. İslam Bey de onun ellerinden. Sonra Sıdkı Bey, çocuğun
    nerede olduğunu sorar. İslam Bey, Sıdkı Bey’e bütün olup biteni
    anlatır. Sıdkı Bey kızı yanına getirmesini söyler. Sıdkı Bey, Zekiye’ye
    sorduğu suallere aldığı cevaplardan kendi öz kızı olduğunu; Zekiye de
    yüzündeki duruşun aynı ninesi ve abisinin yüzündeki duruş olduğunu
    görerek, Sıdkı Bey’İn öz babası oldu­ğunu anlar. Baba kız
    kucaklaşırlar. Sevinçlerine diyecek yoktur.
    Bu esnada, Abdullah Çavuş eratın önüne düşmüş, onları “Arş Yiğitler
    Vatan İmdadına” marşını söyleterek yürütmektedir. Sıdkı Bey’in önüne
    gelince dururlar. Sıdkı Bey erat önünde şu tarihi konuşmayı yapar:
    “Arslanlanml Doksan gündür çekmediğiniz belâ, görmediğiniz ce­fâ
    kalmadı. Osmanlıların namusunu göklere çıkardınız. Vatan sizden
    hoşnuttur. ..Vatanımızın faydasını koruduk, yine de koruruz. Her za­man
    koruruz. Biz her zaman bu yolda ölmeye hazırırz. Yaşasın vatan! Yaşasın
    Osmanlılar!”
    Askerler de hep bir ağızdan: “Yaşasın vatan! Yaşasın Osmanlı­lar!” dîye haykırır ve perde kapanır.


    _________________

    Biz Sizi Düşünüyoruz Sende Bizi Düşün Paylaş Bizimle....


    Forumumuzdan Daha Fazla Yararlanmak İçin. Tıkla Üye Ol

      Forum Saati Ptsi Kas. 20, 2017 2:38 pm